Rekabet Kurumunun internet sitesinde yayımlanan duyuruya göre, Enerjisa Enerji AŞ, İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım AŞ, Başkent Elektrik Dağıtım AŞ, Toroslar Elektrik Dağıtım AŞ, Enerjisa İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Perakende Satış AŞ, Enerjisa Başkent Elektrik Perakende Satış AŞ veEnerjisa Toroslar Elektrik Perakende Satış AŞ’nin 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal edip etmediklerinin tespitine yönelik soruşturma Rekabet Kurulunca tamamlandı.

İLGİLİ HABERElektrik devlerine soruşturmaElektrik devlerine soruşturma143 MİLYON LİRA CEZA

Buna göre, Kurul, İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım AŞ, Enerjisa İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Perakende Satış AŞ, Enerjisa Başkent Elektrik Perakende Satış AŞ ve Enerjisa Toroslar Elektrik Perakende Satış AŞ’nin eylem ve uygulamaları yoluyla hakim durumlarını kötüye kullandıklarına karar verdi.  Kurul, söz konusu ihlaller nedeniyle ilgili kanun ve yönetmelikler çerçevesinde Enerjisa İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Perakende Satış AŞ’ye 32 milyon 812 bin 761 lira, Enerjisa Başkent Elektrik Perakende Satış AŞ’ye 38 milyon 499 bin 247 lira, Enerjisa Toroslar Elektrik Perakende Satış AŞ’ye 61 milyon 119 bin 7 lira ve İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım AŞ’ye 10 milyon 630 bin 720 lira idari para cezası verilmesini kararlaştırdı.  Böylece toplam 4 şirkete 143 milyon 61 bin 735 lira ceza uygulandı. Kurul, bu şirketlerin rekabet ihlali niteliğindeki uygulamalarını sonlandırmaları gerektiğine karar verdi.  Öte yandan, Başkent Elektrik Dağıtım AŞ ve Toroslar Elektrik Dağıtım AŞ’ye idari para cezası verilmesine yer olmadığı kararlaştırıldı.

AA

Türkiye’de iştirakları olan Avrupa bankalarının hisseleri TL’nin dolar karşısında yeni tarihi dip seviyeleri görmesi ve ECB’nin Avrupa’daki bankaların Türkiye’de maruz kaldıkları risk hakkında endişe belirttiğini ortaya koyan Financial Times haberinin ardından yüzde 4’e kadar geriledi.

Dolar/TL bu sabah 6.4915’e kadar yükselerek tarihi zirveyi gördükten sonra günlük yüzde 6.5’e yakın değer kaybıyla 5.91’de bulunuyor.

İspanyol Bankası BBVA’nın (Garanti) hisseleri açılışta yüzde 3.8, Fransız BNP Paribas (TEB) yüzde 2.6, İtalyan UniCredit (Yapı Kredi) yüzde 3.7 düştü.

Hollanda bankası ING’nin hisseleri yüzde 2.1, HSBC’ninki ise yüzde 0.5 geriledi.

Avrupalı bankalar birkaç gün önce açıkladıkları ikinci çeyrek bilançolarıyla birlikte Türkiye’deki operasyonlarının net kâra etkisinin yüksek olmadığını ifade etmişlerdi.

FT’de yer alan haberde bünyesinde banka denetleme organı barındıran Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) Türkiye’de faaliyet gösteren Avrupalı bankalar hakkında endişe ortaya koyduğu ifade edildi.

Konuya yakın iki kaynağa dayandırılan haberde, ECB’nin birkaç aydır Avrupalı bankaların Türkiye pozisyonlarını izlemeye aldığı ifade edilerek “(denetim organı) henüz durumu kritik olarak görmüyor. Ancak özellikle İspanya’dan BBVA, İtalya’dan UniCredit ve Fransa’dan BNP Paribas’ın Türkiye’de varlıkları olduğu için özellikle risklere daha açık görüldüğü” belirtildi.

ECB FT’de yer alan haber hakkında yorum yapmadı.

REUTERS

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’a 4 yardımcı geldi. Bakan yardımcılarından ikisi AKP eski Milletvekili… Akar’ın yardımcısı olan AKP Niğde eski Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu da, Japonca bilen ender isimlerden biri…

Geçen dönem Meclis’te Türkiye-Japonya Parlamentolararası Dostluk Grubu başkanlığı yapan Kavaklıoğlu’nun yanı sıra, AKP Elazığ eski Milletvekili Şuay Alpay ve Muhsin Dere ile Yunus Emre Karaosmanoğlu da Akar’ın yardımcısı oldu. Şuay Alpay, daha önce de bu görevde bulunuyordu.

MSB Bakan yardımcılığına atanan Muhsin Dere ise Savunma Sanayii Müsteşar Yardımcılığı görevi yapmıştı. Yunus Emre Karaosmanoğlu da Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı görevinde bulunuyordu. Ticaret Bakanlığı Bakan Yardımcılığına ise AKP Bolu eski Milletvekili Fatih Metin getirildi.

AKP Niğde eski Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu geçen dönem Meclis'te Türkiye-Japonya Parlamentolararası Dostluk Grubu başkanlığı yaptı

AKP Niğde eski Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu geçen dönem Meclis’te Türkiye-Japonya Parlamentolararası Dostluk Grubu başkanlığı yaptı

Allison Park’taki Boya İnovasyon Merkezi ile koordinasyonlu bir şekilde İtalya’nın Quattordio kentindeki PPG laboratuvarında geliştirilip test edilen yeni ürünler, kuruma prosesi için gerekli olan ısıyı tam 50 santigrat derece düşürerek devrim yaptı! Tam 30 yıldır PPG tarafından otomobilleri boyanan Ferrari’nin, Maranello’daki fabrikasında bu yenilikçi teknolojinin ilk defa uygulandığı modeli ise 600 HP gücündeki Ferrari Portofino Gran Turismo V8 oldu.

ferrari-portofino-2018-1600-1d-kopya

Portofino’nun özel Rosso Portofino kırmızı renginde, PPG’nin geliştirdiği düşük ısılı kaplama (LTC) teknolojisi kullanıldı. Vernik kuruma sıcaklığını düşürmek amacıyla 2016 yılında devreye alınan yoğun araştırma ve geliştirme süreçlerinin ardından ortaya çıkan bu teknoloji sayesinde, karbon fiber gibi çok gelişmiş fakat ısıya bir o kadar duyarlı malzemelerin deforme olması engelleniyor. LTC teknolojisiyle birlikte vernik kurutma sıcaklığı 140 santigrat dereceden 90 dereceye düşürülerek, tüm gövde üzerinde renk birliği sağlanmasına olanak tanınıyor. Üstelik vernik ana malzemelerinin daha az kullanımı ve kurutma süresinin kısaltılması sayesinde de Ferrari’nin enerji etkinliğini artırma ve salınımları azaltma stratejisi de desteklenmiş oluyor.

ferrari-portofino-2018-1600-2b-kopya

Geliştirilmesi 18 aylarını aldı!

LTC teknolojisi, bir bazkat boya ile düşük sıcaklıklarda yapıştırmak ve kurutmak (kürleme) amacıyla formüle edilen iki bileşenli (2K) verniğe dayanıyor. Yeni reçineler, kimyasal su geçirmezliği artırıp, suyun geçirgenliğini azaltırken, yeni bir çapraz bağlayıcı ise düşük fırınlama sıcaklığına olanak veriyor. 18 ay boyunca Quattordio laboratuvarında çalışan yaklaşık 15 kişilik ekip, düşük fırınlama ısılı 65 bazkat boya geliştirdi ve renk ailelerinin 26’sını test etti, bu dönemde Ferrari de Ar-Ge sürecine önemli katkılarda bulundu. Geliştirme süreci boyunca 1.800’ü aşkın Ferrari, PPG teknolojisi kullanılarak kaplandı ve bu otomobillerin ilk örnekleri ABD’ye gelmeye başladı. Devrim niteliğindeki teknolojiyi kutlamak üzere Ferrari’nin Boya Atölyesi Direktörü Luigi Franzese, geçtiğimiz günlerde şirketinin takdirini ifade etmek üzere PPG’nin Quattordio ekibini ziyaret etti ve proje ekip üyelerinin tamamını, simgesel nitelik taşıyan Maranello tesislerini gezmeye davet etti. Franzese,  PPG’nin yeni düşük ısılı fırınlama teknolojisini ilk kez Ferrari’de kullanmasından ötürü duyduğu gururu dile getirdi.

ferrari-portofino-2018-1600-03-kopya

Sabah Gazetesi’nden Ali Altundaş’ın haberine göre, Kayseri’de daha önce 7 cinayet işleyen ve son olarak geçen hafta bir villanın güvenlik görevlisini öldüren seri katil Hamdi Kayapınar’ın, İstanbul seri katili olarak bilinen Seyit Ahmet Demirci ile “kim daha çok adam öldürecek” yönünde iddiaya girdiği ileri sürüldü.

”İDDİAYI KAZANAN BEN OLDUM” DEMİŞ

Kayapınar yakalandıktan sonra hakim karşısına çıktığında “İddiayı kazanan ben oldum” demiş.

Seri katil Hamdi Kayapınar ilk cinayetini 1994’te işledi. Anne ve babasının kendisinden daha çok sevdiğini düşündüğü 13 yaşındaki erkek kardeşini iple boğarak öldürdü. Daha sonra 4 yıl cezaevinde yattı ve şartlı tahliye oldu. Cezaevinden çıktıktan sonra 1998-2001 arasında 6 kişiyi öldürdü. İncir çekirdeğini doldurmayan sebeplerle cinayetler işleyen Kayapınar, bir defasında inşaatta kıstırıldı. Ancak kendisini yakalamak üzere olan polisi bacağından vurarak kaçtı. 2002’de yakalandı. Polise verdiği ilk ifadesinde ailesini ve toplumu suçlayan Kayapınar “Beni bugüne kadar kimse sevmedi. Babam hep aşağıladı. Toplum dışladı. Okula gidemedim. Meslek sahibi olamadım. Mutlu ailem ve beni seven anne babam olsaydı böyle olmazdım” dedi.

Seri katil itiraf etti ! Son kurbanını öldürmek için 3 gün plan yapmış

SİLAHINI BEĞENDİĞİ İÇİN…
Kayapınar’ın, İstanbul’da 3 mobilyacıyı öldüren ve İstanbul seri katili olarak bilinen Seyit Ahmet Demirci ile ‘kim daha çok adam öldürecek’ yönünde iddiaya girdiği ortaya çıktı. Kayapınar, dönemin Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanırken, mahkemede hâkime “İddiayı kazanan ben oldum” dedi. Geçen yıl şubatta tahliye olan Hamdi Kayapınar son cinayetini Kayseri’de işledi. Bir villada özel güvenlik görevlisi olan emekli uzman çavuş Sami Yılmaz’ı (47) öldürdü. Polis, uzun çalışmadan sonra katilin profilini belirledi. Kısa süre sonra Kayapınar’a ulaşıldı. Yılmaz’ı tabancasını beğendiği için öldürdüğünü söyleyen Kayapınar, çıkarıldığı nöbetçi mahkemede hâkimin “Daha başka kişileri öldürmeyi düşünüyor muydun?” sorusuna ise sessiz kalarak cevap vermedi.

İDDİA ÜZERİNE 8 CAN ALDI
Seri katil Hamdi Kayapınar, sorgusunda Seyit Demirci ile daha çok adam öldürme üzerine iddiaya girdiğini ve 6 kişiyi bu nedenle öldürdüğünü ifade etmişti.

Kırmızı bisikletli seri katil ! Cezaevinden çıktı, yine öldürdü

 

Antalya’da, randevu alarak gittikleri muayenehanede iç hastalıkları uzmanı Dr. Aysel Oktay’ı (77) ellerini ve ayaklarını bağlayıp, bıçak göstererek, tehdit ettikten sonra gaspeden Faysal K. (34) ile sevgilisi Esra A. (33), hakim karşısına çıkarıldı. Faysal K.’nin tutuklu yargılandığı duruşma sonunda Esra A. da tutuklandı.

Olay, 30 Mayıs günü saat 14.00 sıralarında, iç hastalıkları uzmanı Dr. Aysel Oktay’ın Muratpaşa ilçesine bağlı Deniz Mahallesi’nde ev olarak da kullandığı muayenehanede meydana geldi. Hasta gibi randevu alıp, gelen çift, bıçak göstererek, tehdit ettiği Aysel Oktay’ın ellerini ve ayaklarını bağladı. Çift, Oktay’ın cep telefonunu, bilgisayarını ve bazı ziynet eşyalarını gaspetti. Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği ekipleri, çiftin kaçtığı güzergahtaki iş yerinin güvenlik kamerası kaydından şüphelilerden birinin eşkaline ulaştı. Ekipler, kadının isminin Esra olduğunu ve pansiyonda kaldığını tespit etti. Pansiyonları bu isimle araştıran Gasp Büro ekipleri, şüphelilerin Esra A. (33) ve çeşitli suçlardan sabıkası bulunan Faysal K. (34) olduğunu belirledi. Çiftin olayı gerçekleştirdikten sonra hızla pansiyonu boşalttığı ve Diyarbakır’a gitmek üzere otogara gittikleri bilgisine ulaşıldı. Diyarbakır’a yer bulamamaları üzerine çiftin, Manavgat üzerinden Batman’a buradan da Diyarbakır’a geçtikleri belirlendi. F.K. adına kayıtlı evde saklanan çift, polisin operasyonuyla yakalandı. Antalya’ya getirilen ve Asayiş Şube Müdürlüğü’nde ifadeleri alınan Faysal K. ile Esra A., işlemleri sonrası adliyeye sevk edildi. Nöbetçi mahkemeye çıkarılan çiftten Faysal K. tutuklanırken, Esra A. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

‘KENDİMDE DEĞİLDİM’

Antalya 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmaya tutuklu sanık Faysal K. ile tutuksuz sanık Esra A., müşteki Aysel Oktay ve taraf avukatları katıldı. Sanık Faysal K., savunmasında, olay tarihinde ve saatinde kendinde olmadığını öne sürerek, “Evin içinde ne yaşandı, ne oldu; bilmiyorum. Müştekiden özür diliyorum. Beni affetmesini istiyorum. Olaydan sonra Diyarbakır’a gittim. Müştekiden yağmaladığım eşyaları Diyarbakır’da sattım. Müştekinin ne kadar zararı varsa karşılamak isterim” dedi.

Esra A. ise savunmasında, Faysal K. ile 6 aydır birliktelik yaşadıklarını belirterek, “Pişmanım. Ayağımın altında yaralar var. Onun için muayenehaneye gitmiştim. Olay nasıl oldu, anlayamadım. Bir anda oldu. Müştekiden yağmalanan eşyaları Faysal almıştı. Nerede, nasıl sattığından haberim yok” diye konuştu.

‘SANIK ESRA ELİNDE BIÇAKLA ÜZERİME OTURDU’

Dr. Aysel Oktay da sanıkların olayı tasarlayarak, gerçekleştirdiklerini savundu. Yaklaşık 50 yıldır hekimlik yaptığını anlatan Oktay, şöyle konuştu:

“Sanıklardan Faysal K. olay günü sabah arayarak randevu aldı. Randevu saat 14.30’dayken, 14.00’te diğer sanık Esra A. ile birlikte muayenehaneme geldiler. Ayağında yara olduğunu söyleyen sanık merdivenleri yürüyerek çıkmıştır. Sanık Esra’nın ayağında yara yoktu. Küçük bir çizik vardı. Şikayetlerini sordum. Esra A. ayağında yara olduğunu söyledi. Ayağındaki küçük çiziği göstererek, ‘Bu mu yara?’ dedim. Sanık Faysal K. bana dizinde de yara olduğunu söyledi. Ben arkamı döndüğüm sırada Faysal K. bana bıçağı göstererek, ‘Kıpırdama, ne varsa vereceksin’ dedi. Ben de yanlış geldiğini, para olmadığını söyledim. Önce ayağımı, sonra ellerimi, ardından ağzımı bağladılar. Oldukça kilolu olan sanık Esra elinde bıçakla üzerime oturdu. Sonra bana konuşmamamı ve sağa sola dönmememi istedi. Aksi takdirde bana bıçağı sokacağını söyledi. Her tarafı dağıtarak aradılar ama bir şey bulamadılar. Ben onlara yanlış yaptıklarını söyledim. Faysal K., ‘Biz buradan para almadan çıkmayacağız. Paraları nereye koydun?’ dedi. Sonra giderken benim dinleme aletimin işe yarayan yerlerini keserek kullanılmaz hale getirdiler.”

‘1 HAFTA ÜZERİMDEN KAMYON GEÇMİŞ GİBİ HİSSETTİM’

Sanıkların, çıkarken bağlı ellerine üçüncü düğüm attığını da kaydeden Aysel Oktay, “Sanıklar beni darbetti, dişlerimi kırdı. Giderken de ‘Biz gidiyoruz’ dediler. Dişlerimi hala yaptıramadım. Sanık Esra A., yarım saate yakın üzerime oturduğu için 1 hafta boyunca sanki üzerimden kamyon geçmiş gibi hissettim” dedi.

Mahkeme başkanının olay sırasında hangi eşyalarının gasbedildiğini sorması üzerine Dr. Oktay, “2 cep telefonum, 1 tabletim. 100 yıllık anne hatırası altın bilekliğimi aldılar. Telefonumun birisinde sadece hastalarımın telefonu vardı. Maddi zarar hesabı yapmadım. Telefonlarım ve tabletim eskidir. Fazla maddi değeri yoktur. Bunun için onlardan para istemiyorum. Sadece telefonumun içerisindeki numaralarım varsa onları versinler. Sanıkların cezalandırılmalarını talep ediyorum” diye konuştu. 

Mahkeme heyetinin, gasbettiği eşyaları kaça sattığını sorduğu Faysal K. ise “Telefonları ve tableti 350 TL’ye, bilekliği de 1100 TL’ye sattım. Bu miktarı müştekiye geri ödemek istiyorum” yanıtını verdi. Bunun üzerine söz verilen Oktay, sanıkların belirttikleri miktarı öğrencilere bağışlamak üzere kabul edebileceğini söyledi. 

Mahkeme heyeti, Faysal K.’nin tutukluluğunun devamına, Esra A.’nın ise kaçma şüphesinin bulunduğuna, uygulanan adli kontrol tedbirlerinin yeterli olamayacağına kanaat getirerek, tutuklanmasına karar verdi. Mahkeme, eksiklerin giderilmesi için ertelendi.

Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, temmuzda yüzde 0,45 yükselerek, aylık bazda şubattan beri devam eden düşüşünü sonlandırırken, yoğun haber akışına karşın alış ağırlıklı seyrini ağustos ayına da taşıdı. Temmuzda 88.169 puanla Nisan 2017’den bu yana en düşük seviyesini gören BIST 100 endeksi, ayın ikinci yarısında etkisini artıran tepki alımlarıyla kayıplarını telafi ederek yükselişe geçti ve bugün analistlerin direnç olarak nitelendirdikleri 97.300 puanın üzerine çıktı. Endeks 98.000 puanı da aşarak 10 Temmuz’dan bu yana en yüksek seviyesini görmesinin arından 98.000-98.500 bandında dengelendi.

Küresel piyasalar ve yurt içindeki yoğun haber akışının piyasalarda neden olduğu dalgalanmalara karşın ekonomik aktiviteye ilişkin iyimserlikle dünya borsalarındaki yükselişlerin de desteklediği BIST 100 endeksi, döviz kurları ve faizlerdeki artışa rağmen pozitif bir seyir izliyor.

Analistler, BIST 100 endeksinin temmuzun ikinci yarısında bu yana aralıklı da olsa devam eden yükselişine karşın halen dolar bazında 20.000 seviyesinin atında olduğuna dikkati çekerek, gerek fiyat/kazanç oranı gerekse son yıllardaki getiriler itibarıyla Borsa İstanbul’un gelişmekte olan ülke borsalarına göre önemli oranda iskontolu işlem gördüğünü kaydetti.

Dolar bazlı BIST 100 endeksinin, 2008 küresel krizinden bu yana gördüğü en düşük seviyelerde bulunması, gündemin rahatlaması durumunda hızlı yükselişlerin görülebileceği beklentilerini de artırıyor.

“BANKA HİSSELERİ DOLAR BAZLI 2008 KRİZİ SEVİYELERİNDE”

AA muhabirinin konuyla ilgili sorularını yanıtlayan AA Finans Analisti ve Stratejist Cüneyt Paksoy, BIST 100 endeksinin 29 Ocak’ta gördüğü 121.531 rekor seviyeden 88.000’lere kadar uzanan derin bir düzeltme gerçekleştirdiğini belirterek, temmuzun ikinci yarısından itibaren ise tepki alımlarının geldiğini ifade etti.

Borsada yabancı payının yüzde 66’lardan yüzde 61’lere kadar geri çekildiğini aktaran Paksoy, ocak ayından temmuzun ikinci yarısına kadar devam eden düşüşte bankacılık sektörünün lokomotif görevi gördüğünü kaydetti.

Paksoy, bankacılık sektör hisselerinin 2008 dip fiyatlarına kadar geri çekildiğini anımsatarak, “Mevcut durumda bankacılık sektörü endeksi dolar bazlı 2008 krizinde gördüğü 22.000 seviyelerine kadar gerilemiş durumda. Grafiklerde daha önce görülen 120.000 zirvesi baz alındığında kabaca 5’te 1 seviyelerine kadar geri çekilme yaşanmış olması, beraberinde görece de olsa ekstra ucuzluğu getirmiş durumda.” dedi.

BIST 100 endeksinin dolar bazında 18.000 seviyelerinde destek bulduğunu söyleyen Paksoy, mevcut durumda 20.000 üzerinde kalıcılık sağlanması durumunda tepki hareketinin yükseliş trendine dönüşebileceğini ifade etti.

Cüneyt Paksoy, piyasaların yönünü belirleyecek yurt içi dinamiklerin, enflasyon ile buna bağlı kur ve faiz tarafında yaşanacak gelişmeler ve büyüme, cari açık gibi makroekonomik göstergeler olacağını, ayrıca ekonomi yönetiminin Orta Vadeli Program (OVP) hedefleri, eylem planı, TCMB’nin kararlarının da yakından izleneceğini dile getirdi.

Enflasyon ve kur artışına faiz tarafının da katıldığı bir sarmala girmemek adına alınacak her önlem ve adımın dikkatle izleneceğini belirten Paksoy, “Atılacak adımlar finansal ve fiyat istikrarına dönüştükçe borsa tarafında ucuzluğun satın alınmasını sağlayacak ve yabancı algısını pozitif hale getirecektir. Bu geciktikçe arada tepkiler gelse de düşüşün devam etme riskinin masada olacağını unutmamak ve temkinli iyimserlik içinde olmak gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Paksoy, teknik açıdan 200 haftalık üssel ortalamayı da içinde barındıran 88.000-91.500 aralığının destek olarak izleneceğini, yükselişin devamı içinse 100.000 psikolojik eşiğinin üzerine kalıcılık sağlanması gerektiğini, bu durumda 103.000-108.000 aralığının gündeme geleceğini kaydetti.

“ABD İLE İLİŞKİLERİN SEYRİ YENİDEN ÖN PLANDA”

Gedik Yatırım Araştırma Müdürü Üzeyir Doğan ise temmuz ayının başlarında açıklanan kabine, TCMB Para Politikası Kurulu toplantısı ve ABD ile gerilen ilişkilerin ön plana çıktığı bir ayın geride bırakıldığını hatırlatarak, en düşük 88.168’i gören endeksin, haber akışı açısından yoğun geçen böyle bir ayı yükselişle tamamlayarak tepki alımlarının güçlendiği işaretini verdiğini dile getirdi.

ABD ile ilişkilerin seyrinin ön planda kalmaya devam ettiğini ifade eden Doğan, “F35’lerin teslimatının durdurulması, Türkiye’nin uluslararası kuruluşlardan kredi teminini engellemeye çalışan tasarı, ABD’nin İran’a yönelik uyguladığı ambargoya Türkiye’nin uyup uymayacağı gibi konular ikili ilişkilerde gerginliğe neden olan ana başlıklar.” dedi.

Doğan, temmuzda görülen dip seviyelerin ardından ayın ikinci yarısında başlayan yükselişin devam ettiğini ve BIST 100 endeksini 97.000 seviyelerinin üzerine taşıdığına değinerek, bu seviye üzerinde kalıcılık sağlanması durumunda ilk hedefin 100.000-101.000 bandı olacağını söyledi.

Teknik açıdan böyle bir yükseliş isteğinin görüldüğünü, ancak haber akışı ve başta döviz kurlarının seyri olmak üzere diğer göstergelerin bu yükselişi desteklemediğine dikkati çeken Doğan, “Özellikle kurlar ve faizler tarafındaki yükselişi de göz önünde bulundurduğumuzda yukarı yönlü hareketlere karşı temkinli yaklaşarak, olası bir dönüşe karşı hazırlıklı olmak gerektiğini düşünüyoruz. Teknik olarak 94.000 altındaki kapanış olasılığının satış baskısının artmasına neden olabileceğini, 86.000-88.750 aralığındaki güçlü destek bölgesi olduğunu düşünüyoruz.” şeklinde konuştu.

Doğan, endekste temmuzdaki hareket bandının ağustos için de referans oluşturduğuna değinerek, henüz volatilitenin azalışı yönünde önemli bir işaret alınmadığını, bu nedenle sert fiyat hareketlerine karşı hazırlıklı olmak gerektiğini kaydetti.

AA

Amerikan “Task and Purpose” haber sitesi, olayla ilgili bilgisi olan kaynaklara dayandırdığı haberinde, saldırının ABD’ye ait Deyrizor yakınlarındaki bir askeri üste meydana geldiğini duyurdu. Haberde, olayın, üste görevli Çavuş Cameron Halokovich’in, silahlı YPG/PKK mensuplarının itirazlarına rağmen üssün kapısına gelen bir kamyonetin kasasındaki yaralı Arap sivillere yardım etmesinden kaynaklandığı iddia edildi.

Üste ABD askerleriyle SDG ismini kullanan YPG/PKK mensupları arasında zaman zaman gerginlik yaşandığını öne süren kaynaklar, Halkovich’in, kamyonetin kasasındaki yaralılara yardım ettiği aynı gün saat 21.00 sularında nöbet kontrolüne çıkarken kapıda nöbet tutan YPG/PKK mensubu tarafından bacağından vurulduğunu anlattı. Saldırı sırasında Halkovich’in yanında bulunan yardımcısı Onbaşı Kane Downey’nin de saldırganı M-4 tipi piyade tüfeği ile vurarak öldürdüğü öne sürüldü.

HALKOVİCH VE DOWNEY’E NİŞAN VERİLDİ

Halkovich’in, çatışmalarda yaralanan veya ölen ABD askerlerine başkanlık makamı tarafından verilen “Mor Kalp”, Downey’in ise Halkovich’in hayatını kurtardığı gerekçesi ile “Müşterek Hizmet Teşekkür Madalyası” ile taltif edildiği kaydedildi.

“YORUM YAPMADAN ÖNCE EKİBİMLE KONUŞMAM LAZIM”

ABD’nin operasyon yaptığı bölgelerde ölüm veya yaralanma ile sonuçlanan her türlü saldırı veya kaza Pentagon tarafından duyurulurken, bu olayın duyurulmaması dikkati çekti. Pentagon’da basın toplantısı düzenleyen ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Joseph Votel, konuyla ilgili soruya, “Haberi gördüm. Bu konuda yorum yapmadan önce ekibimle konuşmam lazım” yanıtını vererek konuyu geçiştirdi. AA