Kanunla terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu için kamu görevinden çıkarılan ve güvenlik soruşturması sonucunda kamu görevine alınmayan devlet hizmeti yükümlüsü doktorlar, çıkarma veya göreve alınmama kararının verildiği tarihten itibaren 450 gün sonunda mesleklerini icra edebilecek.

Devlet yükümlülüğünü yerine getirirken kamu görevinden çıkarılanların hizmet süreleri bu süreden düşürülecek.

Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sebebiyle kasten işlenen suçlardan şüpheli olanlar, kolluk görevlilerince yakalanacak ve gerekli işlemleri yapılarak Cumhuriyet başsavcılığına sevk edilecek. Cumhuriyet savcısı adli işlemleri yerine getirecek.

Bu suçların soruşturmasında, kolluk tarafından müşteki, mağdur veya tanık olan sağlık personelinin ifadeleri iş yerlerinde alınacak. Bu hükümler, özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sebebiyle kasten işlenen suçlar hakkında da uygulanacak.

Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na göre birlikte kullanım protokolü yapılmış sağlık tesislerinde çalışacak üniversite personeli ile maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde bu kanun kapsamında sözleşme yapılacak.

Tütün ürünleri için kapsamlı düzenleme

Televizyonda yayınlanan program, film ve dizilerde, müzik kliplerinde, reklam ve tanıtım filmlerinde, sinema ve tiyatrolarda gösterilen eserlerde tütün ürünleri kullanılamayacak, görüntülerine yer verilemeyecek. Ayrıca internet, topluma açık olan sosyal medya veya benzeri ortamlarda ticari gaye ile veya reklam amacıyla tütün ürünleri kullanılamayacak, görüntülerine yer verilemeyecek.

Sağlık, eğitim ve öğretim, kültür ve spor hizmeti verilen yerlerde ve üniversite yerleşkelerinde tütün ürünlerinin satışı yapılamayacak.

Tütün ürünleri paketleri ile nargile şişelerinin üzerine, zararlarını belirten resimli ve Türkçe yazılı uyarı veya mesajların konulacağı alan yüzde 65’den yüzde 85’e çıkarılacak. Bütün tütün ürünlerinin üzerindeki yazı ve şekiller aynı olacak.

Türkiye’de üretilen veya ithal edilen tütün ürünleri; markanın yazım şekli, yazı karakteri, punto boyutu, paket üzerindeki konumu, paketlerin rengi, diğer yazı, ibare ve şekiller dahil olmak üzere, aynı şekilde tasarlanan düz ve standart paket biçiminde piyasaya arz edilecek.

Sigara paketlerinin üzerinde markanın logosu olmayacak

Marka, paketin sadece bir yüzeyine ve bu yüzeyin yüzde 5’ini aşmayacak şekilde yazılacak. Paketlerin üzerine markanın logosu, simgesi veya sair işaretleri konulamayacak. Bu kurallar, birden fazla paketi bir arada bulunduran tütün ürünleri kutuları için de geçerli olacak.

Tek tip olarak tasarlanan sigara paketleri ile ilgili hususlar, Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınarak Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan yönetmelikle düzenlenecek.

Bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Türkiye’de üretilen veya ithal edilen tütün ürünleri, 7 ay içinde, Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi Ve Kontrolü Hakkında Kanun’un kuralları ve yasakları düzenleyen maddesine uygun hale getirilecek. Bu süre Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 6 aya kadar uzatılabilecek.

Şahsi kullanım için yurt dışından ilaç sağlanabilecek

Kanunla birlikte Türkiye’de ruhsatlı olmayan veya ruhsatlı olup piyasada bulunmayan ilaçların, reçeteli olarak şahsi kullanım için Sağlık Bakanlığının izniyle Türk Eczacıları Birliğince (TEB) yurt dışından temininde yaşanan sıkıntılara çözüm getirildi.

Buna göre, TEB’in yanı sıra Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Sağlık Bakanlığı tarafından uygun görülen kamu kurum ve kuruluşları aracılığıyla şahsi kullanım için yurt dışından ilaç sağlanabilecek, doğrudan hastalara verilebilecek.

Hastanelerin yurt dışından toplu olarak getirdiği ilaçların temini de bu şekilde sağlanabilecek.

Bu ilaçlar için yurt dışı ilaç listesine girdiği tarihten itibaren 3 yıl içinde izin ve ruhsat sahibi tarafından ruhsat başvurusunda bulunulacak, başvuru tarihinden itibaren en geç 2 yıl içinde ruhsat alınacak.

Cumhurbaşkanı, ruhsat başvurusu yapılmayan veya ruhsatı alınmayan ilaçların bu şekilde teminine devam edilmesine karar verebilecek.

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu da ceza uygulayabilecek

Kanunla, Ecza Ticarethaneleriyle Sanat Ve Ziraat İşlerinde Kullanılan Zehirli Ve Müessir Kimyevi Maddelerin Satıldığı Dükkanlara Mahsus Kanun’da değişiklik yapıldı.

Cezaların zamanında ve gecikmeden tesis edilebilmesi için mahalli mülki idarelere göndermeden Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumuna da ceza uygulayabilme yetkisi verilerek, caydırıcılığı sağlamak için fiilin niteliği ve önemine göre para cezalarının alt ve üst sınırı yeniden belirlendi.

Kanunda belirtilen kurallara ve yasaklara uymayan eczane sahipleri veya mesul müdürü ile sanat ve ziraat işlerinde kullanılan zehirli ve müessir madde satıcılığı yapanlara, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu veya mahalli mülki amir tarafından 2 bin liradan 20 bin liraya kadar idari para cezası kesilecek. Fiilin bir yıl içinde tekrarı halinde ceza bir kat artırılacak.

Yurt dışından sağlanan ilaçlar için ruhsat başvurusunda bulunma süresi, maddenin yürürlüğe girdiği tarihte başlayacak.

Eczacı olmayanların, eczacı mesul müdür atayarak eczane açabileceği kuralı şirketler için de uygulanacak, böylece muvazaalı ortaklıklar ortadan kaldırılacak. Diplomalı eczacı olmak şartıyla ortaklardan birinin ticarethane işlerinden mesul müdür gösterilmesi şartı kaldırılacak.

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce oral patoloji alanında doktora eğitimi yapmış veya doktora eğitimine başlamış olanlardan eğitimlerini başarı ile bitiren diş hekimlerine, oral patoloji dalında uzmanlık belgesi verilecek.

Diş hekimlerinden, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tıbbı patoloji ve tümör patolojisi alanlarında doktora eğitimi yapmış olup yurt içinde veya yurt dışında en az iki yılı eğitim kurumlarında olmak üzere üç yıl süreyle oral patoloji alanında araştırma, uygulama ve inceleme yapmış bulunanlar, belgelerini ve bu alanda yurt içi ve yurt dışında yayımlanmış bilimsel yayınlarını ibraz ederek, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde uzmanlık belgesi almak için Sağlık Bakanlığına başvurabilecek.

Tıpta Uzmanlık Kurulu, başvuru süresinin bitiminden itibaren 6 ay içerisinde başvuruları değerlendirecek. Çalışmaları yeterli görülenlere oral patoloji dalında uzmanlık belgesi verilecek.

Oral patoloji, Diş Hekimliğinde Uzmanlık Ana Dalları ve Eğitim Sürelerine Dair Çizelge’ye diş hekimliğinde uzmanlık ana dalı olarak eklenecek.

Tıbbi cihazların ruhsatlandırma süreçlerinin daha kısa sürede yapılabilmesini sağlamak amacıyla ruhsatlandırmaya esas tahliller, Sağlık Bakanlığının yanı sıra Bakanlıkça yetkilendirilen laboratuvarlarda da yaptırılabilecek.

Müstahzar olmamakla beraber hastalıkları teşhis veya tedavi ettiği beyanı ile herhangi bir ürünün satışını, pazarlamasını veya reklamını yapanlar 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak.

Tabip odasından izin almayacaklar

Tabiplerin birden fazla tabiplik görevi kabul etmeleri için tabip odasından izin almaları şartı kaldırılacak.

Sağlık Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatı için tahsis edilen döner sermaye miktarı, her bütçe yılında Cumhurbaşkanı tarafından ihtiyaca göre artırılabilecek. Bakanlık merkez ve taşra teşkilatı için tahsis edilen döner sermaye miktarı 10 milyar lira olacak.

Sağlık Bakanlığına bağlı döner sermaye işletmelerinin muhasebe hizmetleri Bakanlıkça yürütülecek ancak Bakanlık tarafından teklif edilen ve Hazine ve Maliye Bakanlığınca uygun görülen döner sermaye işletmelerinin muhasebe hizmetleri, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yerine getirilebilecek.

Embriyo ve üreme hücresi bağışlayana ceza

Kanuna aykırı şekilde embriyo ve üreme hücresi bağışlayan, aşılayan, bulunduran, kullanan, saklayan ve nakledenlerle bunların alım ve satımını yapanlar, alım ve satımına aracılık edenler veya komisyonculuğunu yapanlar veya bu fiilleri özendiren, bunlara yönlendiren, bunlara yönelik ilan, reklam veren, yayınlayan kişiler hakkında, fiil daha ağır cezayı gerektiren bir suç teşkil etmediği takdirde 3 yıldan 5 yıla kadar hapis ve bin günden 2 bin güne kadar adli para cezası uygulanacak.

Bakanlıktan izin almadan organ nakli ve üremeye yardımcı tedavi merkezi açılamayacak. Kanuna ve Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara aykırı şekilde faaliyet gösteren sağlık kurum ve kuruluşlarının, fiilin niteliği ve tekerrürü halinde faaliyeti durdurulacak veya faaliyet izni iptal edilecek.

Üremeye yardımcı tedavi uygulamaları

Kanuna göre, doğal yollarla çocuk sahibi olunamadığı veya tıbbi gereklilik bulunduğu hallerde, kadın veya erkeğin üreme hücrelerinin tıbbi yöntemlerle döllenmeye elverişli hale getirilmek ve vücut içinde veya dışında döllenmesini sağlamak suretiyle üreme hücreleri veya embriyo anne adayına uygulanabilecek. Bu yöntem sadece evli olan eşler arasında gerçekleştirilecek.

Bu tedavi uygulamaları, yalnızca Sağlık Bakanlığınca yetkilendirilmiş hekimler tarafından ve bakanlıkça ruhsatlandırılan üremeye yardımcı tedavi uygulama merkezlerinde yapılabilecek.

Eşlerden biri veya her ikisinden alınan üreme hücreleri ve bu hücrelerden elde edilen embriyonun, başka kişilere uygulanması yoluyla çocuk sahibi olmak ve taşıyıcı annelik yapmak yasak olacak. Başkasına ait üreme hücresi veya embriyonun kullanılması suretiyle donasyon işlemi yapılması ve bu amaçla üreme hücresi veya embriyo bağışlanması, satılması, bulundurulması, kullanılması, saklanması, taşınması, ithalatı, ihracatı ve bu işlemlere aracılık edilmesi de yasaklanacak.

Organ nakli kimlerden yapılabilecek?

Canlıdan organ nakli alıcının en az 2 yıldan beri evli olduğu eşi ile dördüncü dereceye kadar (dördüncü derece dahil) kan ve kayın hısımlarından yapılabilecek. Organ nakli gereken hastalığın evlilikten sonra teşhis edildiği durumlarda, eşlerin en az 2 yıllık evli olması şartı aranmayacak.

Organ nakli hizmeti sunan hastanelerin bulunduğu her ilde, Organ Nakli Değerlendirme Etik Komisyonu kurulacak.

Sağlık Bilimleri Üniversitesine tahsis edilecek öğretim elemanı kadroları, temel bilimler hariç olmak üzere, birlikte kullanılan eğitim ve araştırma hastanesinin eğitim birimleri, ihtiyacı ve nitelikleri dikkate alınarak, Sağlık Bakanlığının talebiyle, rektörün önerisi üzerine Mütevelli Heyeti tarafından il bazında belirlenecek ve öğretim üyesi atamaları bu kadrolara yapılacak.

Diş hekimlerinin birden fazla tabiplik görevi kabul etmeleri için Tabip Odasından izin almalarına ilişkin düzenlemeler yürürlükten kaldırılacak.

Kanunla, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin tıp ve diş hekimliği alanında lisans, uzmanlık eğitimi veren kurulların birlikte kullanımı hususunda uygulamada karşılaşılan problemlerin çözümüne yönelik düzenleme yapıldı.

Buna göre, birlikte kullanıma konu sağlık tesisleri için birden fazla üniversiteyle protokol imzalanabilecek.

Tabipler devlet hizmeti yükümlülüklerine başlamadan veya yükümlülüğünü tamamlamadan ana dallarda uzmanlık eğitimi yapmak için asistanlık sınavına katılabilecek ve uzmanlık eğitimine başlayabilecek. Ancak yan dalda veya birden fazla uzmanlık dalında eğitim yapmak üzere asistanlık sınavına girebilmek için devlet hizmeti yükümlülüğünün tamamlanmasına 9 aydan daha az süre kalmış olması ve uzmanlık eğitimine başlanabilmesi için de devlet hizmeti yükümlülüğünün tamamlaması şart olacak.

Vakıf üniversiteleri “eğitim aile sağlığı merkezi” açabilecek

Kanun ile aile hekimlerinin ve aile sağlığı çalışanlarının çalışma yaş ve süreleri belirtilerek vakıf üniversitelerinin de “eğitim aile sağlığı merkezi” açmasına imkan sağlanıyor.

Kamu görevlisi olmayan ve aile hekimi ile aile sağlığı elemanı olarak çalışanlara, İşsizlik Sigortası Kanunu hükümleri uygulanabilecek.

Sağlık Bakanlığınca belirlenen süre sonunda kişiler aile hekimlerini değiştirebilecek veya sağlık hizmet planlamasına uygun olarak Sağlık Bakanlığı da kişilerin aile hekimini değiştirebilecek.

Her bir aile hekimi için kayıtlı kişi sayısında, coğrafi şartlar, sağlık hizmet planlaması gibi kriterler esas alınacak.

Kanun, çocuk sahibi olamayan evli çiftlere SGK desteğinin kapsamını genişletiyor. Buna göre, kadındaki yaş sınırı “23 yaşından büyük, 40 yaşından küçük” olarak düzenleniyor.

Kadının primer overyan yetmezliği ve erkeğin azoospermisi olması halleri hariç olmak üzere, son 3 yıl içinde diğer tedavi yöntemlerinden sonuç alınamamış olduğunun yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları sağlık kurulları tarafından belgelenmesi, uygulamanın yapıldığı tıbbi merkezin kurum ile sözleşme yapmış olması, eşlerden birinin en az 5 yıldır genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olunan kişi olup 900 gün genel sağlık sigortası prim gün sayısının olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi halinde veya sağlam çocuk sahibi olan çiftler hariç olmak üzere kurumun belirlediği kalıtsal bir hastalığı olan veya bu hastalık için taşıyıcı olduğu bilinen evli çiftin sağlam çocuk sahibi olması için SGK tarafından finansman sağlanacak.

Kan ve kan ürünleri üretim yerlerinin faaliyetleri

Kan ve Kan Ürünleri Kanunu’nda değişiklik yapılarak kan ve kan ürünleri üretim yerleriyle ilgili yaptırımlar ihtiyaçlara ve günün şartlarına göre yeniden düzenlendi.

Buna göre, ruhsat almadan faaliyet gösterenler valilikçe faaliyetten men edilecek ve 10 bin lira idari para cezasıyla cezalandıracak. Saklanması zorunlu tutulan belge ve örnekleri saklamadığı tespit edilenlerle mevcut ruhsatı kapsamı dışında faaliyet gösterenlere 10 bin lira idari para cezası uygulanacak.

Bu ihlallerin 2 yıl içinde tekrarı halinde idari para cezası bir kat artırılacak. İhlalin üçüncü tekrarında artırımlı idari para cezası uygulanarak, bu yerlerin faaliyeti 10 güne kadar durdurulacak. Dördüncü tekrarda ise kan ve kan üretim yerlerinin faaliyetleri süresiz durdurulacak.

Halk sağlığının korunması amacıyla gıda ve takviye edici gıdaların etiketinde, tanıtımında veya reklamında “sağlık beyanı” kullanılabilmesine Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından izin verilecek.

Farmasötik formda olan takviye edici gıdalarla özel tıbbi amaçlı diyet gıdaların üretimi, ithalatı, ihracatı ve kontrolüne ilişkin görev ve yetki, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunda olduğundan bu konuda idari yaptırım uygulama yetkisi, mahalli mülki amir ile birlikte Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumuna da verilecek.

Kaynak suları için yaptırımlar artıyor

Kaynak suları, içme suları, doğal mineralli sular ve tıbbi amaçlı sular bakımından belediyelere ve il özel idarelerine de müeyyide uygulanmasına imkan sağlanacak.

Kanunla, entegre şehir hastanelerinde yüklenici şirketin sözleşme kapsamında yer alan miktara bağlı tıbbi destek hizmetleri içinde bulunan piyasa testinin 10 yılın sonunda gerçekleştirilmesi hususu yeniden düzenleniyor. Buna göre, ihtiyari hizmetlerde sözleşmede yer alan miktara bağlı tıbbi destek hizmetleri 10 yılı geçmemek üzere dönemsel piyasa testi ile güncellenecek. İşletme dönemindeki teminat miktarı her yıl, Türkiye İstatistik Kurumunca belirlenen yurt içi üretici fiyat endeksindeki artış oranında artırılacak.

Halen müfettiş, denetmen, denetçi, aktüer ve kontrolör istihdamında yabancı dil şartı bulunmadığından, mevcut müfettiş yardımcısı, denetmen yardımcısı, denetçi yardımcısı, aktüer yardımcısı ve stajyer kontrolör olarak çalışanların belirtilen kadrolara atanmalarında da yabancı dil şartı aranmayacak.

Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarında çalışan ve şiddete uğrayan personel için uygulanan hukuki yardım, devlet ve vakıf üniversitelerinde sağlık hizmeti sebebiyle şiddete maruz kalan sağlık çalışanları için de uygulanacak. Bu yardımın usul ve esasları Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenecek.

Uluslararası Sağlık Hizmetleri AŞ’nin misyonunu gerçekleştirebilmesi ve daha efektif hizmet verebilmesi için yurt dışında sağlık kuruluşu açmak, işletmek, ortaklık kurmak ve iş birliği yapmak, sağlık ve eğitim amacına yönelik bina inşa etmek, ettirmek, ilaç, cihaz ve tıbbi malzeme tedariki yapmak, sağlık meslek eğitimi turizmine yönelik faaliyetlerde bulunmak, yurt içindeki eğitim kurumlarına yurt dışından öğrenci teminine aracılık etmek, yurt dışında eğitim kurumu açmak ve eğitim faaliyetlerinde bulunmak da görevlerine dahil edildi. AA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Hatay’da 5 yaşındaki lösemi hastası Yağmur Demir için ilik arayan ailesi destek bekliyor.

Adana’da özel bir hastanede tedavisi süren kızı için uygun ilik bulunması amacıyla çabalayan İngilizce öğretmeni baba Ramazan Demir’in sosyal medyadan da duyurduğu ilik kampanyasına vatandaşlar ilgi gösteriyor.

hatay-yagmur-aa-1

Çok sayıda kişinin bu kapsamda kan ve kök hücre bağışında bulunmak için Antakya Vali Göbeği Alanı’nda hazırlanan Türk Kızılayı tırına gelerek destek vermesi, Demir ailesini umutlandırıyor.

hatay-yagmur-aa-5

Ramazan Demir, kızına 2,5 yıl lösemi teşhisi konduğunu ve tedavi görmeye başladığını söyledi.

Tedavinin başlarda iyi seyrettiğini ve iyileşme aşamasına kadar geldiğini ifade eden baba Demir, şöyle konuştu:

“Tedavisinde son bir ay ilacı kalmıştı. Ancak hastalığının tekrar nüksettiğini öğrendik. Şu an kemik iliği nakli olması gerekiyor. Bunun için bir kampanya başlattık. Kızım 5 yaşında ve Adana’da özel bir hastanede tedavi görüyor. Türkiye’nin her bir yanından yalnız benim kızım için değil, tüm ilik nakli bekleyen lösemi hastaları için çocuklara yardımcı olalım. Bu kampanya sonucunda umarım ki sadece bizim kızımıza değil, başka çocuklara da yardım sağlanabilir.”

Baba Demir, Ulusal Kemik İliği Bankası kurulduğunu anımsatarak, tüm vatandaşları bağışçı olamaya davet etti.

AA

Takvim’de yer alan habere göre, ekmeğin beyinde morfin etkisi yarattığına değinen Karatay, “Ekmeğin içerisinde kabarmasını sağlayan gramür var. Bu katkı maddesi kişiye kısa süreli bir mutluluk veriyor. Adeta morfin gibi bağımlılık yapıyor” açıklamasını yaptı.

Gramürün tehlikesinin bununla da kalmadığını belirten Karatay, son dönemde artan kısırlığa da vurgu yaptı. 

Karatay, işte bu maddenin erkekte ve kadında kısırlığa neden olduğunu vurguladı.

Yine bu maddenin çocuklarda zeka geriliğine neden olduğunu belirten Karatay, “Fırıncılar bana kızıyor ama onlar da doğal ekmek yapsınlar. Ekmeğe zehir katmasınlar. Ekmekteki katkı maddelerini kaldırsınlar” ifadesini kullandı.

Vejetaryenliği bir yaşam tarzı olarak gördüğünü belirten Karatay, “Veganlık ise bir misyonerliktir” dedi.
 
 
 

Vücudun demir deposu olarak bilinen Ferritin ile ilgili bilinmesi gerekenleri haberimizde bulabilirsiniz… FERR: Ferritin nedir? Ferritin yüksekliği ve düşüklüğü ne anlama gelir?

FERR: FERRİTİN NEDİR?

Ferritin, demir içeren bir kan hücresi proteinidir. Ferritin vücudunuzdaki demirle aynı şey değildir. Bunun yerine ferritin, vücudunuza ihtiyaç duyduğunda demiri tutan ve serbest bırakan bir proteindir. Ferritin genellikle vücudunuzun hücrelerinde, aslında çok az kan dolaşımda bulunur. En büyük ferritin konsantrasyonları tipik olarak karaciğer (hepatositler olarak bilinir) ve bağışıklık sistemi (retiküloendotelyal hücreler olarak bilinir) hücrelerinde bulunur.

Vücudunuz tüm hücrelerine oksijen taşımak için kırmızı kan hücrelerinin demirine dayanır. Yeterince demir olmadan, kırmızı kan hücreleriniz yeterince oksijen sağlayamaz. Ancak, vücudunuz için çok fazla demir de iyi değildir. Hem yüksek hem de düşük demir seviyeleri, ciddi bir altta yatan problemi işaret edebilir.

Bir ferritin testi kan ferritin düzeyinizin normalden düşük olduğunu ortaya çıkarırsa, vücudunuzun demir depolarının düşük olduğunu ve demir eksikliğinizin olduğunu gösterir.

Bir ferritin testi normal seviyelerden daha yüksek gösteriyorsa, vücudunuzun fazla demir depolamasına neden olan bir durumun olduğunu gösterebilir. Ayrıca karaciğer hastalığı, romatoid artrit, diğer inflamatuar durumlar veya hipertiroidizmi işaret edebilir. Bazı kanser türleri de kan ferritin düzeyinizin yüksek olmasına neden olabilir.

Normal ferritin değerleri şöyledir:

– Erkeklerde mililitre başına 20 ila 500 nanogram
– Kadınlarda mililitre başına 20 ila 200 nanogram

shutterstock_1052859989

FERRİTİN DÜŞÜKLÜĞÜ NE ANLAMA GELİR?

Normalden daha düşük bir ferritin seviyesi, günlük diyetinizde yeterli miktarda demir tüketmediğiniz zaman olabilecek bir demir eksikliğinizin olduğunu gösterir. Demir seviyelerini etkileyen diğer bir koşul da demir almak için yeterli kırmızı kan hücreniz olmadığı zaman olan anemidir.

FERRİTİN DÜŞÜKLÜĞÜ BELİRTİLERİ

Düşük ferritin seviyeleriyle ilişkili aşağıdaki belirtilerden bazılarına sahipseniz doktorunuz ferritin testi isteyebilir:

– Açıklanamayan yorgunluk
– Baş dönmesi
– Kronik baş ağrıları
– Açıklanamayan zayıflık
– Kulakta çınlama
– Sinirlilik
– Bacak ağrıları
– Nefes darlığı
– Saç dökülmesi
– İştahsızlık
– Cinsel isteksizlik
– Hızlı kalp atışı
– Kaşıntı
– Huzursuz bacak sendromu
– Kadınlarda uzun ve ağrılı adet dönemleri
– El ve ayak parmaklarında uyuşma

FERRİTİN YÜKSEKLİĞİ NE ANLAMA GELİR?

Ferritin seviyesinin normal değerlerden yüksek olması; iltihabik hastalıklar, alkol sebepli karaciğer hastalıkları, kırmızı kan hücreleri alımı veya hemokromatoz gibi kandaki demir oranındaki anormallikler olduğunun habercisi olabilir.

FERRİTİN YÜKSEKLİĞİ BELİRTİLERİ

Ayrıca hoş olmayan belirtilere de neden olabilecek çok yüksek ferritin seviyelerine sahip olabilirsiniz. Aşırı ferritin belirtileri şunlardır:

– Karın ağrısı
– Kalp çarpıntısı veya göğüs ağrıları
– Nedeni açıklanamayan kilo kaybı
– Eklem ağrısı
– Cilt renginde koyulaşma
– Açıklanamayan yorgunluk
– Cinsel güçte azalma
– Güçsüzlük
– Kalp çarpıntısı
– Bitkinlik

Ferritin seviyeleri, organlarınızdaki karaciğer ve dalak gibi hasarların bir sonucu olarak da artabilir.

İLGİLİ HABERNötrofil yüzdesi nedir? Nötrofil yüzdesi yüksekliği ve düşüklüğü ne anlama gelir?Nötrofil yüzdesi nedir? Nötrofil yüzdesi yüksekliği ve düşüklüğü ne anlama gelir? ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Tayfun Garip diyabet ile bilinmesi gerekenleri anlattı. İşte o açıklamalar:

Susuzluk, çok su içme ve sık idrara çıkma, kilo kaybı, tekrarlayan enfeksiyonlar, el ve ayaklarda uyuşma, sertleşme kusuru ve daha ciddi vakalarda koma, diyabetin başlıca belirtileridir.

Kalp krizi, kalp yetmezliği tablosu, beyin felci, körlük, böbrek yetmezliği, vasküler hastalıklar (damar hastalıkları), sinir hasarları, diyabetin neden olduğu hastalıklardır.

Tayfun Garip

Tayfun Garip

Diyabette sağlıklı bir cinsel hayat için hem kadın hem de erkek açısından iyi kan şekeri kontrolü (iyi glisemik kontrol) önemlidir. Kan şekerindeki dalgalanmalar (yüksek ve düşük şeker olma hali) cinsel hayatı olumsuz etkileyebilir.

Erkekteki yüksek şeker hastaları yorgun bırakabilir ve sonuç olarak ereksiyon sorunlarına sebebiyet verebilir, kadında ise yüksek şeker vajinal enfeksiyonlara zemin hazırlayıp ağrı ve isteksizlik oluşturabilir.

TUZ KISITLANMALI

Glisemik indeksi yüksek olan yiyecekler, kan şekerini hızla yükseltir. Hazır ambalajlı atıştırmalıklar, fast food yiyecekler (kızarmış patates hamburger gibi…) kan şekerinde ani artışa neden olup, insülinin normal salınımını bozar.

Genel olarak beslenmede; doymuş ve trans yağları içeren gıdalar, şeker ve tuz kısıtlanmalı, öğünlerde tam tahıllara, sebzelere ara öğünlerde meyve, kuruyemiş veya yoğurt gibi gıdalara öncelik verilmelidir.

02-diyabet-2-12cm

İNSÜLİN BAĞIMLILIK YAPMAZ

Şeker hastalığı ömür boyu süren kronik bir hastalıktır. Tedavi ile kan şekeri normal sınırlarına çekilebilir.

Kan şekerinin normal sınırlarda olması kişiyi, şekerin olumsuz sonuçlarından korur.

Şeker düşürücü ilaçlar zamanında ve düzenli olarak kullanılmalıdır.

İnsülin bağımlılık yapmaz. Kan şekerinin dengelenmesi için gerekli bir hormondur.

Kilonun ideal oranda tutulması gerekir.

Düzenli bir egzersiz planı yapılmalıdır.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Hayvansal kökenli gıda maddeleri faydalarının yanında bazı riskleri de beraberinde getiriyor. Et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri ve kanatlı ürünlerinin tüketilmesiyle hayvanlardan insanlara geçen hastalıkların olduğunu belirten İstanbul Esenyurt Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Özer Ergün, et ürünlerinde kıymada, süt ürünlerinde ise taze kaşarda insan sağlığında ciddi problemlere yol açacak hilelerin yapıldığını kaydetti.

Prof. Dr. Ergün, “Aşırı derecede yağ ve sakatat katılan kıymaya; karaciğer ve dalak katılarak rengi kahverengi ete dönüştürülebiliyor. Süt ürünlerinde ise taze kaşar peynirleri tarihleri geçmeye yakın toplanıp, tekrardan yoğurularak, paketlenip sunuluyor” dedi.

“Kimyasal madde kalıntıları ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor”

Hayvansal kökenli gıda maddeleriyle gelen kimyasal madde kalıntılarına karşı uyarılarda bulunan Ergün, “Hayvanların tedavi edildiği süre boyunca onlara verilen ilaçlar, antibiyotik kalıntıları ve hayvan yemlerine geçen pestisitler ette birikebildiği gibi sakatatta, karaciğer ve böbrekte de birikim yapabilmektedir. Et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri kanatlı ve kanatlı ürünlerinde bulunan kimyasal kalıntılar, insan sağlığı için önemli sorunlara yol açabiliyor. Mikrobiyolojik olarak gelen bu hastalık etkenlerine karşı korunmada öncelikli olarak almış olduğumuz gıda maddelerini iyi pişirmek, iyi muhafaza etmek ve ondan sonra tüketmek lazım. Gıda maddeleri iyi pişirildiğinde zoonozdan korunabiliyor. Ancak kimyasal madde kalıntılarından korunamıyoruz” dedi.

TAZE KAŞARDA YAPILAN HİLEYE DİKKAT

Hayvansal ürünlerde yapılan hileleri anlatan Ergün, “Hayvansal kökenli gıdalar arasında kıymada çok fazla hile söz konusudur. Kıymaya çok fazla yağ ve sakatat katılıyor. Bunun dışında karaciğer, dalak katılarak da rengi kahverengi ete dönüştürülüyor. Süt ürünlerinde ise çiğ süte su katılması veya koruyucu madde katılarak onun bozulmasının önlenmesi de hileye girmektedir. Peynirlerde ise taze kaşarlarda hileler yapılabilmektedir. Kaşar peynirleri tarihleri geçmeye yakın toplanıp, tekrardan yoğurularak, paketlenip sunuluyor. İçerisine renginin daha sarı gösterilebilmesi için renk maddeleri de katılabiliyor” dedi.

“HAYVANSAL GIDALAR İYİ PİŞİRİLMELİ”

Hayvansal gıda tüketimi ve satın alma konusunda dikkat edilmesi gereken noktalara da değinen Özer, “Et ürünlerinde kıymaya çok dikkat edilmeli. Çünkü kıymanın yüzeyi genişlediği için çok çabuk bozulabiliyor. Kıymanın dört derecede dayanma süresi en fazla bir gündür. O nedenle kıyma ve kıymalı ürünlere dikkat edilmeli. Süt ve süt ürünlerinde ise taze peynir, pastörize edilmemiş sütten yapılmış tereyağı, kaymak, dondurma ve peynir çeşitleri hayvanlardan bulaşan hastalıklar yönünden tehlike arz ediyor. Bunun dışında tüketici gıda maddelerini satın alırken, ürünün zoonozlu olup olmadığını anlayamaz. Bunun için bilinen marketlerden bilinen markaları seçerek alışveriş yapmak ve ürünün ne zaman üretildiğine, paketleme ve son kullanma tarihlerine çok dikkat etmek gerekir. Bir diğer önemli nokta da bu gıda maddelerini iyi pişirmek gerekir. Böylece tüketilecek olan hayvansal kökenli gıda maddelerinde zoonoz olması durumunda tedbir alınmış olur” ifadelerini kaydetti.

Vücudumuzun DNA üretmesine ve onarmasına, özellikle kırmızı kan hücrelerini üretmesine yardımcı olduğu için sağlığımız açısından büyük önem taşıyan FOL: Folik asit nedir? Folik asit eksikliği ne anlama gelir? Merak edilen tüm detayları haberimizde bulabilirsiniz…

FOLİK ASİT NEDİR?

Adını yaprak anlamına gelen “folium”dan alan folik asit, suda eriyen B grubu vitaminlerden birisi olup, ilk kez 1943 yılında doğal besinlerden ayrıştırılmıştır. Hücre büyümesi, bölünmesi ve oluşan DNA hasarlarının onarılması açısından önemli bir vitamin olan folik asit, bu görevlerinin yanı sıra kan yapımında rol oynar. Yetişkinlerde folik asit için önerilen günlük alım miktarı 0.4 mg (400 mcg)’dır. Folik asitin yüksek dozlarda alımı, B12 vitamini eksikliğinin tanısını zorlaştırabilir.

Diğer B vitaminleri ile birlikte folik asit, vücudumuzun besinleri parçalamasına ve enerjiye dönüştürmesine yardımcı olur. Folik asit ve folat, birbirinin yerine kullanılan terimler olmakla birlikte, bunlar aynı değildir. Folat, gıdalarda doğal olarak bulunan besin maddesidir, folik asit ise takviyede kullanılan folatın sentetik versiyonudur.

Tahıl, un, ekmek, makarna, unlu mamüller, kurabiyeler ve krakerlere folik asit eklenmiştir. Folatta doğal olarak yüksek olan yiyecekler arasında yapraklı sebzeler (ıspanak, brokoli ve marul gibi), bamya, kuşkonmaz, meyveler (muz, kavun ve limon gibi), maya, mantar, et (sığır karaciğeri ve böbrek gibi) ), portakal suyu ve domates suyu bulunur.

Folik asit, kandaki düşük folat seviyelerinin (folat eksikliği) yanı sıra anemi ve barsakların besin maddelerini uygun şekilde emememesi gibi komplikasyonlarını önlemek ve tedavi etmek için kullanılır. Folik asit ayrıca ülseratif kolit, karaciğer hastalığı, alkolizm ve böbrek diyalizi dahil olmak üzere yaygın folat eksikliği ile ilişkili diğer durumlar için de kullanılır.

FOLİK ASİT EKSİKLİĞİ NE ANLAMA GELİR?

Folik asit eksikliğinin en belirgin özelliği konsantre olmada zorluk çekmedir. Tedavi edilmediği sürece Alzheimer gibi hastalıklara davetiye çıkarabilir. Beyindeki arterin şişmesindeki önemli etkilerden biri de folik asittir. Arter şiştikçe beraberinde şiddetli baş ağrıları yaşanmaya başlar.

FOLİK ASİT EKSİKLİĞİ BELİRTİLERİ

Folik asidin az olması durumunda anemi ortaya çıkar. Folik asit eksikliğinin olduğu durumlarda kişide halsizlik, yorgunluk, nefes darlığı, deride ve mukozada solgunluk gibi belirtiler yaşanır. Ağız kenarlarındaki çatlakların folik asit yetersizliğinden ileri geldiği bilinse de bu durum, demir, B2 ya da B6 yetersizliğinden de kaynaklanabilir. Folik asit eksikliğinde ağrı yaşanır, dil kızarır, yüzeyindeki pürüzler kaybolur. Folik asidin hafif eksikliğinde kişide depresyon görülebilir. Daha ağır eksikliklerde ise sinirler hasara uğrar ve ciddi psikolojik sorunlar yaşanabilir.

Yaygın belirtiler şunlardır:

– Yorgunluk
– Enerjisizlik(letarji)
– Baş dönmesi, Bayılma hissi
– Kolayca nefessiz Kalma

Daha az yaygın belirtiler ise:

– Baş ağrıları
– Kalp atışının kolayca hızlanması (çarpıntı)
– Tat duyusunun değişmesi ve azalması
– Kulaklarda çınlama
– Solgun görünüm
– Ellerde uyuşma
– Ayaklarda uyuşma
– Depresyon

shutterstock_543184333

FOLİK ASİT YÖNÜNDEN ZENGİN GIDALAR

Folik asit açısından zengin besinler şunlardır:

– Kuşkonmaz
– Brokoli
– Yeşil yapraklı sebzeler
– Bamya
– Brüksel lahanası
– Karnabahar
– Pancar
– Turunçgiller
– Avokado
– Mercimek
– Fasulye
– Bezelye
– Kereviz

İLGİLİ HABERB12: Vitamin B12 nedir? Vitamin B12 eksikliği ne anlama gelir?B12: Vitamin B12 nedir? Vitamin B12 eksikliği ne anlama gelir? ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Bulaşıcı bir solunum yolu enfeksiyon hastalığı olan ve genellikle yenidoğan ve 10-15 yaş arasındaki çocukları etkileyen boğmaca nasıl tedavi edilir? Boğmaca hastalığının tedavisi hakkında tüm detaylar haberimizde…

BOĞMACA TEDAVİSİ

Boğmaca tedaviside hastanın yaşı ve enfeksiyonun ne kadar süredir devam ettiği belirleyicidir. 6 aydan küçük bebekler, hastalığın tedavisinde genellikle hastaneye yatırılır. Enfeksiyonun ilk 3 haftasında olduğu tespit edilen kişilere ise genellikle evinde kullanabilecekleri ilaçlar reçete edilir. Reçete edilen bu antibiyotikler (azithromycin, erythromycin, clarithromycin) hastalığın diğer kişilere bulaşmasını da önler. Hastalığın ilk 3 haftalık evresini geride bırakan kişilerin ise özel bir tedaviye ihtiyaçları yoktur. Çünkü bu kişilerin hastalığı başkalarına geçirme riski yoktur.

Bu süreçte hastanın doktor reçete etmediği takdirde öksürük ilaçları almaktan kaçınması gerekir çünkü bu ilaçlar, hastalığı tedavi etmeye yardımcı olmadığı gibi çocukların kullanımına da pek uygun değildir. Ağır hastaların hastaneye yatırılması gerekir. Hastanede hastaya oksijen ve intravenöz verilmesiyle hastalık tedavi edilebilir. Hastanın iyileşmesi için evde bol bol dinlenmesi, sık sık sıvı tüketmesi, ateşini düşürmek amacıyla ibuprofren ya da parasetamol içerikli ilaçlar kullanması gerekebilir.

İLGİLİ HABEREnsefalopati hastalığı nedir? Ensefalopati hastalığı nedir?

BOĞMACADAN KORUNMA YOLLARI

Boğmacayı önlemenin en iyi yolu aşılanmadır. Ayrıca bebekler ve boğmaca komplikasyonları açısından riskli diğer kişiler de hastadan uzak tutulmalıdır.

Boğmaca aşısı üç farklı şekilde uygulanır:

– Beşli karma aşı olan DTaP-İPA-Hib (difteri – tetanoz – aselüler boğmaca – inaktif polio – H. influenza tip b aşısı),

– Dörtlü karma aşı olan DTaP-İPA (difteri – tetanoz – aselüler boğmaca – inaktif polio aşısı)

– Üçlü karma aşı olan DTaP (difteri – tetanoz – aselüler boğmaca aşısı)

Boğmaca aşısı, Sağlık Bakanlığının aşı takvimine göre 2. ay, 4. ay, 6. ay, 18. ayda beşli karma aşı şeklinde ve ilköğretim 1. sınıfta dörtlü karma aşı şeklinde olmak üzere toplam 5 kez uygulanır.

İLGİLİ HABERÖksürüğe sebep olan 11 hastalık! Çocuklarda ve yetişkinlerde öksürük neden olur?Öksürüğe sebep olan 11 hastalık! Çocuklarda ve yetişkinlerde öksürük neden olur?

BOĞMACA İÇİN BAZI TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Zencefil: Zencefil, boğmaca tedavisine yardımcı olabilecek mükemmel bir balgam söktürücüdür. Ayrıca, bu probleme neden olan bakterileri yok etmeye yardımcı olan antibakteriyel özelliklere de sahiptir.

Zerdeçal: Zerdeçal, antibakteriyel ve antiviral özelliklere sahip olduğu için boğmacayı tedavi edebilmektedir. Özellikle, öksürükler üzerinde terapötik bir etkiye sahiptir.

Sarımsak: Sarımsak boğmaca ile savaşmak için doğal bir antibiyotiktir. Boğmaca enfeksiyonunun temizlenmesinde etkili olmasını sağlayan antibakteriyel ve antiviral özelliklere sahiptir.

Bal: Güçlü antiseptik, antibakteriyel ve iyileştirici özelliklere sahip olan bal, enfeksiyona neden olan bakterileri öldürebilir ve belirtileri hafifletebilir.

Kekik: Boğmaca gibi solunum yolu enfeksiyonlarında etkili olan bu bitki, mukusun ciğerlerden temizlenmesine ve öksürüğü hafifletilmesine yardımcı olan antispazmodik, antibakteriyel ve balgam söktürücü özelliklere sahiptir.

Limon: Limondaki sitrik asidin mukusu azaltabilen güçlü antibakteriyel ve antiviral özellikleri bulunmaktadır. Bu nedenle, enfeksiyona karşı mücadeleye yardımcı olur.

Meyan kökü: Boğmaca tedavisinde oldukça popüler olan meyan kökü, bütün yetişkinler için doğal bir evde tedavi yöntemi haline gelmektedir.

Badem: Bademin kendisi ve yağı boğmacanın doğal tedavisine önemli ölçüde yardımcı olmaktadır. İçerdiği fitokimyasallar ve antioksidanlar bağışıklık sistemini güçlendirerek boğmaca belirtilerini azaltır.

Papatya: Hem bağışıklık sistemini güçlendiren hem de antiinflamatuar olan papatya, boğmaca belirtilerini azaltmaya ve hastalığı iyileştirmeye yardımcı olabilen bir bitkidir.

Safran: Bu bitki, boğmacaya neden olan bakterilerin önlenmesine yardımcı olabilen mükemmel bir antibakteriyel olduğu için fazlasıyla tavsiye edilmektedir.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Üzüntü veya endişenin, beynin iki bölgesi arasında “sohbeti” artırdığı ortaya çıkarıldı.

LiveScience’ın haberine göre, kafatası içi elektroensefalografi yöntemi kullanılarak yapılan araştırmada, kişi kendisini üzgün hissettiğinde beynin hafıza ve duyguyla ilgili iki bölgesinde hücreler arasındaki iletişimin arttığı gözlendi.

Halihazırda kafatası içine elektrotlar yerleştirilen ve ameliyat edilmeyi bekleyen 21 epilepsi hastası üzerinde yapılan araştırmada, hastaların beyin aktiviteleri bir hafta ile 10 gün arasında izlendi. Bu sırada hastalardan ruh hallerini yansıtan günlükler tutmaları istendi.

Uzmanlar, üzgün hisseden 13 hastanın beyinlerinin amigdala ve hipokampüs bölümleri arasında iletişimin arttığını tespit etti.

Araştırmanın ayrıntıları “Cell” dergisinde yayımlandı.

AA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Tartışmalara neden olan açıklamaları ve çarpıcı önerileri ile gündeme gelen İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, bu kez modern ve cüce olarak tabir edilen buğdayın tüketimiyle hastalıkların arttığını söyleyerek, modern buğdaydan yapılan ekmeğin tüketilmemesi gerektiğini söyledi.

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Sağlık Sohbetleri kapsamında gazeteci Cansu Canan’ın sunumuyla Prof. Dr. Canan Karatay’ın konuk olduğu “Gerçek Tıbbın 10 Şifresi” konulu söyleşi, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Konferans Salonunda gerçekleşti. Sağlıklı beslenmeyi bilimsel ölçütlerle ele alan Canan Karatay, izleyenlere önemli tüyolar verdi.

canan-karatay-gaziantep-iha

HANGİ EKMEĞİ TÜKETMELİ?

Prof. Dr. Canan Karatay, cüce buğday olarak da bilinen modern buğday ile ilgili uyarılarda bulundu. Modern buğday kullanılmaması için çağrıda bulunan Karatay, “Modern cüce buğday hayatımıza girdiği günden itibaren hastalıklar inanılmaz derecede artış gösterdi. Bağırsaklarda yaşanan sorunlar ve buna bağlı hastalıklar da arttı. Modern buğdaydan yapılan ekmekler tüketilmemeli. Onun yerine siyez unundan yapılan ekmekler tüketilmeli” dedi.

“BEYRAN ÇORBASI İÇİN”

Prof. Dr. Karatay, sağlıklı beslenmenin yolunun ekmeksiz, şekersiz ve unlu mamullerden uzak durmaktan geçtiğini belirterek, sabahları Gaziantep’in yöresel beyran çorbasının içilmesi önerisinde bulundu. Antep yemeklerini bir sanat eseri olarak tanımlayan Prof. Dr. Karatay gençlere, “Fıstık yerseniz fıstık gibi olursunuz” tavsiyesinde bulundu.

BU GIDALARDAN UZAK DURUN

Diyabet, hipertansiyon ve kanser gibi hastalıkların 90’lı yıllardan sonra yaygınlaştığını hatırlatan Karatay, sağlıklı beslenerek tüm hastalıkların önlenebileceğini kaydetti. Yiyeceklerin hakiki ilaçlar olduğunu anlatan Prof. Dr. Canan Karatay, “Hastalıklardan korunmak için ilaçlara değil sağlıklı besinlere sarılmamız gerekiyor. Genetik denen hastalıklardan korunmak için her türlü ekmek, simit, pirinç, patates, mısır, makarna, börek, poğaça, şeker, çikolata, bal, reçel, pekmezden uzak durmalıyız. Sağlıklı bir şekilde güne başlamak için köy yumurtası, zeytin, peynir, köy tereyağ, badem, ceviz, kuru kayısı ve bol yeşillik tüketmeliyiz. Ben hangi besinlerin hangi hastalığa iyi geleceğini anlatmaktansa hastalıkların oluşumunu nasıl önleyebileceğimizi anlatıyorum. Vücutta sinsi sinsi başlayan hastalıkların temel nedeni kronik inflamasyondur. Bunu birçok faktör bir arada başlatır. En önemli ve temel başlatıcılar, insülin hormonunu direkt olarak yükselten glisemik indeksli, rafine karbonhidratlı yiyecek ve içeceklerdir. Yani kan şekeri ve insülin hormonunun kanda uzun süre yüksek seyretmesi sonucu başlayan mikropsuz kronik yangın. Önemli olan bu yangını başlatmamaktır. Eğer başlamışsa da temeline inip yangını söndürmek gerekir. Yangın söndürmek için ilaçlara gerek yoktur. İlaçlar yangına körükle gidiyor. Başta diyabet olmak üzere tüm kronik dejeneratif hastalıklar iyileşebilir. İyileşebilir dediğim hastalıkların hepsinin sebebi şeker. Bu yüzden başta diyabet, hipertansiyon, obazite olmak üzere tüm kronik dejeneratif hastalıklar iyileşebilmesi ve kronik yangını başlatan şekerden uzak durmak gerekiyor. İnsülini zıplatırsan yanarsın: İnsülinin yükselmesi demek kronik dediğimiz hastalıkların ortaya çıkması demek. Bel çevresinin azıcık genişlemeye başlaması insülinin yükselmeye başladığının belirtisi. Kan şekerini, insülin seviyesini normal seviyeye getirmek için bal, pekmez, baklava, reçel, sağlıksız karbonhidratlar tüketilmemeli. Ambalajlı ürünler, pirinç, makarna, patates kızartması, enerji içecekleri, hazır meyve suları, gazlı içecekler, unlu mamullerden uzak durmak gerekiyor. Aksi takdirde felç, gözde katarak, damar sertliği, kalp krizi, parkinson ve alzheimer ve depresyon gibi hastalıkların görülmesi kaçınılmaz” diye konuştu.

BEYİN İÇİN EN ÖNEMLİ VİTAMİN

Sağlıklı besinler ile ilgili açıklamalarını sürdüren Prof. Dr. Canan Karatay, beyin için en önemli vitaminin B vitamini olduğunu belirterek, “Kan şekerini düşürüp insülin direncini kıracak gıdalarla beslenmek gerekiyor. Sağlıklı proteinler, sağlıklı yağlar ve sağlıklı karbonhidratlarla beslenip köy yumurtası, köy tereyağ, doğal etler, hakiki zeytinyağ tüketilebilir. Böylece tokluk hissi oluşur, kan şekerinde ani çıkışlar olmaz, karaciğer, pankreas, mide ve bağırsak görevlerini rahatça yerine getirir, metabolizma yavaşlamaz, yağlar depolanmaz, şişmanlık ve obezite önlenir, şeker hastalığı gelişmez. Bahar mevsiminde 30-40 enginar yemek karaciğeri korur. Lahana, karnabahar ve brokoli bol miktarda tüketilmelidir. Omega 3, A, D, E, K, B, C vitaminleri ile çinko, klor, potasyum, sülfür, sodyum gibi vitamin ve mineralleri sebze ve meyvelerle vücuda takviyeler yapmak gerekiyor. Beynimiz ve sinir sistemimiz için en önemli vitamin B vitaminidir. Birçok bilimsel çalışmada B vitaminin ileri yaşlarda hafıza kaybını önlediği öğreniliyor. B6 vitamini alzheimer hastalığı riskini azaltır. Ispanak, sarımsak, balık, kırmızı et, havuç, yumurta, kuruyemiş tüketilebilir. Çinko kaybı da kısırlık ve depresyon gibi rahatsızlıklara sebep oluyor. Fast food ile beslenmekten uzak durmak gerekiyor. İyot eksikliği meme kanseri başta olmak üzere birçok kanser riskini artırıyor. Deniz börülcesi, kaya koruğu, balık çeşitleri ve kristal kaya tuzu bu bağlamda tüketilmeli. İşlem görmüş ve raf ömrü uzatılmış her gıda ürünü hasta eder. Bu yüzden gıdalara konulan kimyasalların ve toksinler vücuda girmemesi lazım. Vücut canlı bir organizma olduğu için bunları kabul edemiyor” şeklinde konuştu.

KRİSTAL KAYA TUZU ÖNERİSİNİ YİNELEDİ

Kristal kaya tuzunun faydalarına da değinen Karatay, “Kristal kaya tuzu tabiattaki doğal haliyle 84 minerali dengeli olarak barındırıyor. 10 bin yıl önce Çin’de bulunan tabletlerde sağlığa olan faydası anlatılmıştır. Kristal kaya tuzu buzdolabı çıkıncaya kadar bütün yiyeceklerin konservasyonu için kullanılmıştır. O kadar kıymetlidir ki beyaz altın denilmektedir. 19’uncu yüzyılda Fransız İhtilali’ni başlatan en önemli sebeplerden biri de kralların halka tuz vermemesidir. Krallar ve aristokratlar hakiki tuzu elinde tutup yüksek fiyata satmak için halka vermedi. Sıcak suya katıp gargara yapıldığında boğaz ağrınız geçer. Burnunuza çektiğinizde burnunuz açılır gırtlağınız temizlenir. Biraz içerseniz mideniz rahatlar, gazınız gider. Tansiyonu da dengeler. Vücut minerallerinden hücre içi minerallerine kadar en önemli maddelerden biri magnezyum ve potasyumdur. Magnezyumun önemi uzun yıllar göz ardı edildi ama enerjimiz, sinir sistemimiz, migren hastaları, böbreklerimiz, diyabet hastaları, gebeler ve aslında hepimiz sağlıklı bir yaşam sürmesi için magnezyum çok önemli. Bu yüzden bol bol ceviz ve badem gibi kuruyemişler yemeliyiz” diye konuştu.

Söyleşinin ardından Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Deniz Köken, gazeteci Cansu Canan ile Prof. Dr. Canan Karatay’a fidan sertifikası takdim etti.

İHA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.